11 06 2013

Bizim Köylüler

Bizim Köylüler |  görsel 1

  Benim gibilerin iki kelimeyi bir araya getirip bir şeyler anlatmak için çırpınmasına mukabil köylü milleti, yaşanan olayları en basitinden en ağır olaylara kadar anlatmakta çok mahirdir. Bazen yaşananları, yaşanmamışlarla beraber kurgulayarak hikaye etmede dehaya ulaşırlar. Özellikle nükte unsurları abartılmadan olmaz. Zaten bizim köylüler en dramatik olayların bile bir köşesinde gülünecek bir şeyler bulurlar ya da gülünecek şekle getirirler. Zira gülünecek bir tarafı yoksa anlatılmaya değer bulunmaz. Geçenlerde böyle bir olay dinledim. Aslı itibariyle tatsız bir olay olsa da, bizim köylülerden dinleyince gülmeden duramıyor insan. Olayın kahramanlarından biri tanıdık biriydi. Bir kez de onun ağzından olayı dinleyince yazmak istedim. Köy yeri ve her zaman ki tarla takım davaları… Kazım Efendi, komşu tarla sınırını ihlal ederek, sınırı kendi lehine değiştiriyor ve aklınca uyanıklık yapıyor. Komşu tarlanın sahibi, birkaç kez, köy muhtarı aracılığı ile ve köyün ileri gelenleri ile sorunu çözmeye çalışıyor. Uyarılara rağmen her seferinde tarla sınırını yeniden değiştiren Kazım Efendi, sonunda zıvanadan çıkan komşu tarla sahibinden bir güzel sopa yer. Diğer köylüler durumu haber alınca Kazım Efendiye takılmaya başlarlar. “N’oldu Kazım, bir maceranız olmuş, nasıl oldu, anlat hele.” derler. Durumu aynen şöyle anlatıyor, daha doğrusu anlattığı rivayet ediliyor: - Bir vurdu, bir daha vurdu. Kaldırdı yere çaldı. Sırtımda iki serpene, bir omça kırdı. Nerdeyse kalkıp çökecektim. Devamı

06 06 2013

Ben Böyleyim

Başkalarıyla hemencecik kaynaşan, hoş muhabbet ortam oluşturuveren insanlar vardır. Kaynaşıverirler karşıdakiyle. Ben onlardan olamadım. Hep zaman ve emek ister benim kaynaşmam. Oysa munis bir yapım vardır ama konuştuğumda bazan ortam elektrikleniverir. İlk karşılaştığım kişilerle hele de aramızda bir resmiyet varsa frekansları tutturamam bazan. Bahsedeceğim bu değildi aslında ya, konuya burdan başlamış bulundum. Müfettişler gelirdi bazan köy okuluna. Bir seferinde, onca emek, onca çalışmadan sonra: -- “Sınıf çok disiplinsiz”, demişti biri, “herkes kafasına göre girip çıkıyor.” -- “Ben öğrencileri sık boğaz etme yanlısı değilim hocam, demokratik bir ortam sağlıyoruz”, demiştim. -- “Böyle olmaz, öğrencilere pek bir şey verememişsiniz.” -- “ Valla biz ne yapsak siz illa bir eksik bulacaksınız.” -- Ne demek istiyorsun? Ve anında buz gibi bir hava. Oysa diğer arkadaşıma baktım, müfettişle şen şakrak çıktılar dışarı. İşte böyle, bazan pat diye söylediğim cümle ortalığı geriveriyor. Ben cümle kurmakta başarısızım galiba, özellikle de konuşurken. Başladığım cümle, bazan çok farklı yerlere doğru alır başını gider. Toparlamaya çalıştıkça her yeni kelime öbüründen daha zıpır çıkar. Tutmanın imkanı yok. Bir gün ilçe milli eğitim müdürü çağırmış, kalktık gittik. “ Senin hakkında ilden bilgi istendi” dedi. Ben tabi akıllı adamım, -ah bir de şu dilime hakim olabilsem- hemen bir muhakeme yaptım beynimde ve “dur, tut kendini lafın sonunu beklemeden atlama” dedim kendi kendime. Ama mümkün mü? Yeni yetme bir öğretmen olduğum o aralar 28 Şubat’ın en şaşalı zamanı, tuttuğunu götürüyorlar. Hakkında “şucu” “bucu” diye söylenti olanları ... Devamı

07 06 2013

Bir Fotoğraf Çakilebilir Miyiz?

Bir Fotoğraf Çakilebilir Miyiz? |  görsel 1

Hep yaparız ya, yanı başımızda bir ünlü gördük mü hemen beraber bir fotoğraf çekilme arzusu geçer içimizden. Hayatımızın unutulmaz karelerinde, albümümüzün en önemli sayfalarında bir ünlü ile yan yana görünmek isteriz. Oysa ne bizi tanımışlığı ne de iki adım yol ile bir yudum su içmişliğimiz vardır. Anlamsız ve alakasız bir karede yan yana duran iki tezat. Ben falanca ile fotoğraf çekilmiştim. Niye çekildin ki? – Abi çok istemişti kıramadım! Peki beraber çekildiğimiz o fotoğrafdan ünlü kişimiz de bir tane ister mi acaba? – hayır canım sende kalsın. Devamı

02 06 2013

Durma Dön

Geçip gitti seneler, Sönüp gitti ene’ler, Eskimeden yineler, Haydi durma dön. 06.06.2011 Ahmet KEKİLLİ Devamı

02 06 2013

Unuttum

Unuttum Neyi unutamadığımı Unuttum sevmeyi Sevilmenin imkansızlığını Anladım. Dinledim Apar topar binilen Belediye otobüsündeydi hayatım Geçip gitti, ardından Seyrettim Konuştum Bazen herkesle, bazen kendimle Hep doğruları söyledim desem yalan olur. Yalan da olsa Sevildim. Yürüdüm Aşka doğru, mütereddid adımlarla Ulaştığım yer neresi Nereden gelmiştim Unuttum… 17.10.2012 Ahmet Kekilli Devamı